İzmir Bozdağ
-
Can Olcay
-
31 May 2022
-
3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 1 Haz 2022
Hayatım boyunca unutmayacağım, 230 kilometrelik son uzun turum oldu, gerçekten çok sevdim bozdağı, mükemmel bir atmosferi var ve mutlaka gidilmesi gereken bir yer.

Bir hafta önceden hazırlanmıştım bu tura ve yalnız yapmak zorunda kaldım, o an herkesin başka planları vardı, ben ise sadece hafta sonları uzun tur yapabiliryordum bu yüzden bu vaktimi iyi değerlendirmem gerekiyodu ve kısa turlara gitmeyip tek başına bozdağa gitmeye karar verdim, çok güzel ve eğlenceli geçti.
“Eğer kendi yaşam planını tasarlamazsan, başkalarının planında kendine yer bulursun. Peki onların senin için ne planladığından haberin var mı?”
Yanıma atıştırmalık alıp yola çıktım, 2-3 tane fıstıklı atıştırmalık ve matarada sporcu içeceği vardı, sabah evden çıkmadan önce bcaa ve kahve içip, muz yiyip çıkmıştım, enejim yerindeydi, kemal paşa istikametinden devam edecektim, yine bornova eğe ünversitesinin önünden kemalpaşaya giden yol ayrımından devam ettim, orada yokuş fazla dik değil, neyse o yokuşu tırmanmak zorundasınız, ve bende bunu yaptım, kemal paşa izmir merkezden yakın zaten sonra ben düz devam ettim, yani kemal paşaya girmedim, ana yoldan devam ettim.
Yol Git Git bitmiyordu…
Ben kulaklığımı taktım devam ediyorum tabi müzüğin sesi normal seviyede çünkü aynı zamanda yolu duymam gerek, yol zaten düm düz ve ara sıra inişli çıkışlı yani fazla zorlayıcı bir yol yok fakat sorun şu ki rüzgar şiddetli, rüzgarda bisiklet sürmenin eziyet gibi olduğunu bilen bilir tabi ozamanlar mosso yok, karbo kadrolu focus cayo yol yarış bisikleti almıştım, taksitle ikinci el bir tanıdığım abiden aldım hatta daha ucuza aldım, fatih can abi sağolsun çok yardımcı oldu hatta araya sponsor soktu ama ben isimlerini bilmiyorum, bir türlü söylemedi, eğer bu yazıyı okuyorlarsa onlara çok ama çok teşekkür ediyorum, onlar gizli kahramanlar, her neyse konumuza geri dönelim, yani demek istediğim daha rahat bir yolculuk yaptım hem bisiklet hafifti hemde karbon kadro titreşimleri yok ediyordu, yolda bir amcaya sordum amca daha çok var hep düze gidecen dedi :-) yol bitiminden sağa dön diye tarif etti, gidene kadar hiç mola vermedim, kendimi iyi hissediyordum, amcanın dediği yola ulaştım sağa döndüm, orada mola verdim, ordan sonra zaten tabelalar var gerisi kolaydı yani yolu bulmak :-)).

Yukardaki fotoğrafı da yol üzeri çektim bozdağ tarafına 24 kilometre kalmıştı, yolda arabalı bir abi , “biz arabayla çekemiyoruz bu yolu valla sana helal olsun” demişti, harbiden yol düz ama bitmek bilmiyor, neyse ben yine devam ettim hava sıcak hemde nasıl sıcak, su dayanmıyordu,
yukarı tırmanmaya başladım bir bakkal gördüm ufak köy bakkalı, önü serin iki tane abla duruyordu , girdim bir büyük su aldım birde maden suyu aldım, daha çok var mı diye sordum abla 9-10 kilometre var dedi, ordan sonra biraz rahatladım hem soğuk su içtim, hemde maden suyu çok iyi geldi, ablada şaşırdı bisikletlemi çıkcan dedi, evet dedim, benim gibi bir manyak başka neyle çıkacak :-) , tabi ben ablaya sadece evet dedim… aslında bundan sonrasını fazla uzatmak istemiyorum yol üstünde bir çok yerler var restoran falan denk geliyor ama ben durmadım tabiki manzara falan zaten süper anlatmaya gerek yok, harikulade, ben çıkarken bayağı bir motorcu grubu da vardı onlarda tura gelmişlerdi, neyse sonunda çıkmayı başardık…
Hayatta hep mutlu olursam, hayalini kuracak neyim kalır.
Ve Bozdağdayım sonundaaa…

Bozdağa ulaştığınız zaman, ufak bir köy yani kasabamı desem bilemedim, küçük şehir gibi bir yer görüyorsunuz, boz tağ tabelasında bir fotoğraf çektim ve orada küçük bir lokantaya girip bir şeyler yedim, marketten de atıştırmalıklar aldım, çok fazla bir para harcamadım, taş çatlasın 15-20 tl olsun, bir çorba içtim, pilav yedim ve bir bardak çay içtim, yukarıda bulunan kayak merkezine çıkmadım ben , siz isterseniz çıkabilirsiniz, oradan geri döndüm, hem akşam olmuştu hemde hava kararıyordu, ve benim yanımda ön ışık yoktu yani dönmek zorundaydım.

Ve geri dönüşe geçtim, dönüş yolu bozdağdan iniş kolay olur diye düşündüm ama yollar çok bozuk, virajlar çok keskindi, bisiklet ara sıra kayıyordu, o yüzden fazla hızlı inmedim, indikten sonra birde o yolu geri dönmek vardı, dümdüz geldiğim gibi aynı yoldan devam ettim, yolun yarısında artık yorğunluk çökmeye başladı, tempoyu düşürdüm, kemal paşa tarafına geldiğimde bitmiştim artık yorğunluktan, bir şekilde kendimi motive ederek devam ettim.

İşte yukarda gördüğünüz fotoğraf, tükendiğim anlarda çektiğim bir fotoğraf, eve geldiğimde ise tam 230 kilometre olmuştu, duş aldım, birşeyler yedim ve yattım, aşagıdaki fotoğrafta ise güneşten yanan bacaklarımı görüyorsunuz :-)

En fakir insan bir kuruşu olmayan değil, bir hayali olmayandır.
Bir sonraki yazılarımda görüşmek üzere, hoşçakalın…
Bu Sürüş eski bir sürüştür, blogumda eski sürüşlerimide anı haline getirip, sizlere sürüş hakkındaki deneyimlerimi paylaşacağım.